Deniz Tepe Gökyüzü Ev Adam Üzerine
Denizin üstünde bir tepe
tepenin altında bir ev
evin içinde gökyüzü....
Ve uzun boyu, kirli sakalı, adam
ayakları havada başı dik yürüyordu aydınlığa.
Işığı gördüğünü sandı ilkin
sonra gözleri doluverdi
sonra titrer oldu dudakları,
korktu.
-gelecek için vazgeçmek gerekir benliliğinden-
biliyordu, korkuyordu
ama yine de biliyordu.
Gökyüzü içindeki ev
tepeden döküldü denize
deniz ne taştı ne buna şaştı.
Gökyüzü yıkandığını sandı
ev parçalandı,
tepe gözlerini dikti adama
adam okşadı sakalını
boğuluyordu.
- Aydınlık için ölmek gerekir-
biliyordu ama yine de boğuluyordu.
çıplak tenine değen soğukluğu içiyordu.
kokuyordu vücudu gökyüzü gibi
soğuğu emiyordu gözleri tepenin.
Evet! ölüyordu.
korkuyordu öldürülmekten
ölmekten değil.
Yine de ölüyordu.
Yaşam uzuyordu gözlerinde
ipsiz oluyordu,kırıyordu duvarını
yine de ölüyordu.
Gözleri karanlık
gözleri suskun ölüyordu.
Gökyüzü aydınlık
tepenin gözünde dalgınlık
evin son duvarı yıkılmış
deniz şaşmamış
bakınıyorlardı.
Kirli sakalları, uzun boyuna değen
adam
gözlerini
kapıyordu
kum
tanelerine
gömüp kafatasını...