Destansı
çatılmışsa bulutların kaşı
zifir karanlıkta göz gözü görmüyorsa
yıldızlar bir köşeye saklanmış
korku dağlara çökmüşse
k o r k m a!
iki elim kanda olsa korurum seni
şimşek şavkı olur
aydınlatırım en kuytu geceni
sen gökyüzü ol
ben ay ışığı olurum
çığ silah çıkarım dağlara
yırtarım ipek kaftanını beyin
şehzadenin
kırarım kalemini zulmün, zalimin
kılıç şakırtısı türkü olur
koç yiğitlerimle koşarım cenkten cenge
ne zamanki delikli demir icat olur
kırarım sazımı
kırklara karışırım
sen Çamlıbel ol
ben Köroğlu olurum
sen mazhar ol kutsal kitaba
senin yoluna baş koysun Fatihler
methiyeler dizsin sana şairler
içimden deniz geçmese de
ırmaklar göverir bozkırlarımda
martılar uçmasa da gökyüzümde
boynu hareli güvercinler uçar
köy köy, kasaba kasaba severim seni
adımı başkent diye duyururum
sen İstanbul ol
ben Ankara olurum
gururum, övüncüm olursun
dağlarında nöbet tutar, tüfek çatarım
namusum, şerefim bilirim seni
namerde çiğnetmem gölgeni
kancık pusularda sırtımdan vurulurum
Uhud’da savaşan Hamzalar gibi
surlar da çarpışan Ulubatlı Hasanlar gibi
Çanakkale de vuruşan aslanlar gibi
al bayrağa, al kanımla sarılırım
sen vatan ol
ben şehit olurum
korkmam dabbetül-arzdan, deccaldan
hak için
haklı için her savaşa girerim
bir değil
bin Amr Bin Abdevedin karşısına dikilirim
hediye olurum kutlu nebiden
Allah’ın aslanına verilirim
senin için bir kez daha çıkarım kınımdan
sen Ali ol
ben Zülfikar olurum
nefes almaktan başka bir ödülü olmayan
bu kanlı yarışta
kendi fermanımı kendim imzalar
kendi fırtınama kendim savrulurum
Kızılırmak gibi aksa da kızıl kanım
Fırat gibi sana akarım
gönüllü çıkarım darağacına
sen Azrail ol
ben kurban olurum