Digital...
Herşey, ama herşey...
Gördüğüm, duyduğum, bazen de konuştuğum,
Üç kavramı birbirinde yoğurduğum,
Herşey digitalleşti.
Nekadar da değişti,
Nekadar da soyutlandı,
Densizce, duygusuzca,
Biraz da amansızca boyutlandı.
Hislerimizi, duygu ve düşüncelerimizi,
Egolarımızın tahtına kapattık.
Farkımızı ve önceliklerimizi,
Bencilliklerimizin esiri yaptık.
Sonra dönüp de bakmadık ardımıza,
Geride neleri bıraktık.
Neyin kavgasını kimlerle yaptık.
Sevda yüklü yelkenlerimizi,
Gemilerimizle birlikte yaktık.
Zaman..
Nekadar da değiştirdi bizleri..
Herşey nekadar da elektronikleşti,
Duygu ve düşünceler bukadar digitalleşti..
İlişkiler, dostluklarımız da yara aldı,
Ve artık sadakatlerimiz de çok kalleşti.
Göz göze gelipte bakıştığımız,
Aşklarımızı mektuplarda başlatığımız,
Süslü, kokulu kağıtlarda sakladığımız,
Şarkılarımızda, birazda şiirlerimizde yaktığımız,
Böyle güzel duygularımız digitalleşti.
Şimdi herşey digital oldu.
Ekranlara gömdük duygularımızı.
Ceblerimizin en derin köşelerinde,
Ulaşılabilir en kestirme bir yerinde,
Taşıyoruz, bitmeye mahküm hayallerimizi.
Öyle hızlı ve öyle amansızca,
Daha çok ilgili ve duygusuzca,
Biraz sorumsuz ve bencilce,
Yaşıyoruz digital hayatı.
Sen söyle hayat !..
Nedir yalan olan !..
Sen mi?
Yoksa içimdeki digital duygular mı?
Yüreğimde başlatıpta bitiren kısa ve tek,
Bitti... bitti diyen mesajlar mı?