Dinmek Bilmeyen Eylül Yağmurları
Hani mavilere yazıyorduk ya her şeyi
Tükenmeyen umutlarımızla
Gökkuşağının renk cümbüşü altında
Saçıyorduk gönlümüzden
Yeşilleri her yere
Solmadan yeşersin diye
Ben mavilerin tükenişinde
Daldığım hayal âleminden
Dinmek bilmeyen eylül yağmurlarıyla
Yeşillerin solgunluğuna uyandım
Kırılmışlıkların ve kopuşların ardından
Umutların tükendiği noktada
Her şey bir anda
Gözlerimin önünden akıp giderken
Anladım ki birçok şey hatırlanmaya bile değmezmiş
Hazan rüzgârlarına takıldığımız an
Gül dalından kopmuş yaprak misaliydik
Yolculuğumuz bir kelebeğin kırık kanadına
Yâda amaçsız düşen bir yağmur damlasınaydı
Varacağımız yer mevsimsiz
Gideceğimiz menzillerse belirsizdi
Biten umutların sonunda
Yüreğimizde hissettiğimiz
Eylül yağmurlarının ıslaklığından arta kalanlardı
Bir yıldız
Arkasından hüzünlerle sıralanmış anıların izleriyle
Yalnız başına akıp giderken gecenin derinliğinde
Sessizce bilinmeyenlereydi son yolculuğu
Gözlerinin küskünlüğünde
Yüreğinin kırıklığında
Umutlarımızın çırpınışının son aksisedasının ardından
Duyulan sesler çoktan anlamını yitirmiş
Duygularımızın çöküntüsünün ardından duyulansa
Hazan rüzgârlarıyla sürüklenen solmuş bir yaprağın hışırtısıydı
Mavilere her bakışımızda yüreklerimizin silinmez izi
Dinmek bilmeyen eylül yağmurlarının ıslaklığı olacaktı
Sonra ki anlarımızın hatıraları arasında