Do Re Mi
tanrı bize bir müzik çalıyor...
minör sen
majör ben...
do notasında başlıyor, günahlarımın mazereti...
her suçum adını sayıklıyor
ve sevaplarımın külleri...
fedakâr ve mağrur bakardı gözlerin bana ve bu hayata...
bense her zaman nitelikli bir serseri olmanın nimetinde...
öyle bir hayat yaşıyoruz ki meleğim;
ömür sınavla geçiyor
cennet bile sınavla...
ve biz kopya çekmenin kötü bir şey
olduğunu söyleyen öğretenler gördük hep...
fakat onların hayatları bile sanki birbirinden kopya...
ve nedense hep birilerinin bize bir şeyler öğretmesini dinlemek
ve kurallara uymak zorunda olduğumuz bir düzenin içine düştük...
oysaki kuralların kendisi kuralsızlıktı zaten, kendisi saçma...
ne yazık ki,
kötülerin kazandığı bir dünyadayız...
tanrı bana bir müzik çalıyor...
melodisi sensin...
ve bu yüzden bu hayat benim için hala çekilir durumda...
içecek param olmadığı zamanlarda
ve aslında içtiğim zamanlarda da seni düşünürüm hep...
dünyaya katlanan saatlerim artsın diye...
ve artsın diye daha da üzerime yoğunlaşan sevgiler;
ve artsın diye beynimde daha da sana varan tüm düşünceler...
bir sigara dumanı gibi yaklaşıyor benliğime benimle yasak sevmelerin...
öyle ki insanların birbirini sevmesini yasak kılacak bu yer neredeyse;
alevlerimizse bir o kadar derin!
ıstırap dolu birilerini sevmek.
acıdır ki gidersen, en büyük yaramdır o benim
ömür sınavla geçiyor...
tanrı bir müzik yaptı bana...
mi senin notan
la ise benim...
ve biz içmek nedir;
bira bir buçuk lirayken öğrenirdik henüz
şimdi oldu iki buçuk lira
seni yudum yudum içsem ancak öyle keserim... İçimdeki yangını...
sen... Düşünmesi güzel, meşki güzel, kendisi güzel...
bu dünyayı güzelleştiren bir şey varsa...
bir hak gülüşlerdir benim için...
bir de...
senin sesin...