Doğaçlama
Yüzünü döner gider söz
özünü yitirmiş baharlarda
Ne sözlerde bahar
ne özlerde söz aranır artık
artık yaşamlar uğruna harcanan ömürlerde
Ömrümü yıkık çarşılara adadım
adaklarımı toplayıp kaçarım sessiz
Yıkanmış baharları kirletedursunlar
biz, yeni bir sevdayla uğurlarız kendimizi
Kentimizi terkkettik
terli çarşılara bıraktık kendimizi
Aşk, bıraktı uçurumlarını kendine
biz, bıraktık uçurumlara aşklarımızı
Yıllar, geçmişine ağlayadursun
Geçmiş olsun dediğimiz tüm geçmemişlerimize
Oysa ölüm, zulmünü yağdırır üstümüze
ve bu yağmurlarda ıslananlar kadar
kaderini, kederinde saklayan bir şair
suskunluğunu parçalayan bir dünyanın tanrısını kovalar
ses, soyundu tınısından
özünü inkara başlar göz
Umudun tanrısı hayalkırıklıklarıdır
ve her kurulan hayalin tahtına kurulur kırıklığımız
Her ömrün yıllanmışlığında içilen şaraplar taze
Her taze hayatta eski bir sevda ağlar
Ne bilinen kadar bir ömür
ne ömrümüzde göz olabildi aşk
Şimdi sevmelerin ağrıyan başı
duman duman zirvelerden dökülür
Ne nefes ne de ses yıkar bizi
yıkık çarşılardan geçen kalbimizi
Gözlerin, sözlere kör olduğu yaşamlar yaşarır
sözlerin, sessiz kaldığı gözler ağlamaklı
Ah kaç yıldır yaşardı durdu bu heves
Kaç ömürlük durgunluğa koşar atlarımız
Şimdi insanlık soyunur durur cisminden
adımızın başharfiyle başlayan insanlığa
Herkeste dünden kalma bir hüzün
sende yarınlara ertelenmiş bir sevinç burkuyor yüreğimi
Gün ağlamaklı
hazin kahkahalarını besliyor durmadan
Ah kaç yangın büyüyor göğüskafesimde
kaç ateş söndürebilir kendini bu dumanlı yolculukta
Cansimidini ateşe atan bir boğulmuşluk var içimde
Kilitli kapıların anahtarlarını suya attım/ dağıttım saçlarımı