Düş Gibi
merhaba Can...
aman allahım!
sahi bu senmisin?
düş gibi, rüya gibi
yanımda, yanıbaşımda
hemde en beklenmedik, en muhtaç zamanımda,
dur!
sus konuşma ne olur,
sen olduğunu bileyim
hem tadını çıkarayım yokluğunun,
nasılsa yoksun az sonra
hemde az bir zaman sonra...
bak!
sesim titriyor,
kelimelerin sonu gelmiyor,
en güzel sözcükleri bulmalıyım,
heba olmamalı şu kısacık zaman
sana özel olmalı her salise,
ama olmuyor işte
oysa ne çok şey vardı sana söylenecek
ne çok şey büyütmüştüm gizli bahçemde
her şey bölük pörçük oldu yine
biriktirdiğim sözler bölük pörçük
düşler bölük pörçük,
en önemlisi dudağımla asılı
söz o bende saklı...
dinle!
sessizliğimi dinle, sensizliğimi dinle
ne çok şeydir aslında söylenen,
üstelik söylenmek istenipte söylenmeyen
aynı havayı solumak nedir bir bilsen
bir bilsen yalnızlığım nasılda uçup gider
nasılda kolum kanadım olursun bir bilsen...
unut!
unut bütün ayrıntıları,
sen varsınya şimdi,
bir gün çok şey söyleme ihtimallerim olsun,
ve çok şey olsun söylenecek
bak halen özlüyorum ya sebepsiz,
beklemelerde olsun sebepsiz ve zamansız
nedenlerim var ya gün batımı için
sende sabret,
şunun şurasında ne kaldı ki,
hayata dair elimizde...
söz!
ben sözümde dururum,
yine söylemem ki kuşlara
mırıldansamda arada şarkılara
onu da rüzgar alıp gider
kime söylerimki
kimse inanmaz,
ben gibi, benim gibi
düş gibi, rüya gibi
hayal meyal, gerçek gibi,
kuş kanadı umutlarımı
kime söylerim ki sen gibi...
işte!
işte gidiyorsun ya yine,
gittiğin kadar gidiyorsun belkide
kalanları bir bilsen, bilebilsen...
işin aslı bu bile değil
bir yerlerde birisi olmak
ve birisi sen gibi, ben gibi,
söylemeden söylemek, anlatmadan anlamak
hiç kimsenin bilmediği, bilemediği
nedensizce yaşamak...
söyle!
hangi vakte kurmalıyım merhabanı
vakti zamana bölmeyelim istersen
her dakika ümide bürünsün
sen öylece imrendiğim çoban yıldızım
bırak ta hep öyle görünsün...
yaralı kurt'tan...