Düşme Zamanı
göğü gördüm
kuş uçmaz, bulut geçmez
yağmur yağar mı bilinmez
bolca kan
sabunlasam havayı
temizlenir mi utanmazlık kirliliği dünya
unuttum komasından çıkar mı insanlık
uykusu kaçan Eylül hopladı içimde
zannettim ki dünya devrilecek ertesi sabah
ölmüş gibi yaptım
(ölmüş gibi yaptık)
ney'di etimi çimdikleyen
kimseciklerin olmadığı azalmak sokakları boşaltmış
ürkütüldüm
döküldü kalbimden şarap
hiçlendim
hiç kırıklarım
omuz silkti, dudak büzdü
rivayetmiş aşk
vefaya vakit yok
kahretsin, her şey biraz yokluk
derdim var diyor, başka bir şey demiyor umut
gecenin yaveri biraz herkes
daralan ömürlerin, kasketi, kasvete eğik
yazgının sesiyle aynı dilde ağlarken bir halk
şarkıların bile vurulduğunu duydum
bir sis kaplamış memleketi, kapkara
buğday berraklığı susturulmuş bir tarlanın ıssızlığı
boylu poslu bir körebe alay ediyor körlüğümüzle
kuru gürültüler sesimi söndürdü
sustukça ateş terledi içimde
iyimserlik ağacım döktü yapraklarını
çaresizliğim sonsuzluk yaşında
aşk öfkeyi dahi onaramıyorsa
bana bir fayton akşamı bulun
yolculuğum bir düşün yokuşuna
gitmeyi sevmeyen güneş gibi bakayım yüzünüze
...
rüyalarımı unutmak için doğmadım ki ben.