Er Geç Zaman
Nice gecelerden birinde
Uyku tutmazken gözlerine,
Karanlıktan ürkek seslenir ruhun...
Anılar depreşip de,senin acılaşmış
Boğazını düğümlenmeden...
Sessizlik çöküp de,senin kuşkucu
Gözlerini ağlatmadan...
Yorgun yüreğine hükmedip
-Yeter artık!-bıktım senden dese...
Ne yaparsın?
Üstüne birde silkinip
İçindeki hüzünleri çığlık çığlığa boşaltıp,
Bir daha geri dönmemecesine
Saklı kalan...'YILLARIN SOĞUKLUĞU'...ne varsa.
Beklediğin fırsat belli ki -bu andır-
Kaldır başını yürü aydınlığa!
Böyle yürek,böyle istenç
Ses ol,ışık ol,yumruk ol
'Yeter ki'
Kutsa mutlak bu anı,
Duya bildiğin kadar yüreğinde.
Kan-ter içinde kalmışsın,soluk soluk nefesin...
''Haykır!''
''Haykır!''diye bağırıyor acıyla.
Sen de haykır yorsun...
Aynı şeyler;
Yeniden görüyorsun eski gördüklerini.
Çöküyorsun,ağlayıp korkuyorsun.
Ruhun daveti tekrar tekrar başlıyor...
Zaman kavramını yitirmiştir
Gözleri yaşlı,dudakları mühürlü,
-Ama ruhu-
Aydınlanmış,tertemiz bir halde
Yorgun bedenin gücünü yitirir ve uyuya kalır...