Erken Gel
This poem was selected as the poem of the day on 02.08.2026.
Erken gel,
temmuz sırtında çatlayan
bir nar tanesiyken daha,
eylül avucunda
sütliman bir güvercinken.
Sokaklar henüz
gölgelerini toplamamıştı;
ikindi, duvar diplerinde serinler,
anneler seslerini
pencerelere asardı.
Dizlerimiz toz,
avuçlarımız gökyüzüydü.
Bisküvi kolilerinden
evler kurmuştu çocuklar;
göğe merdiven dayamak
bundandır işte.
Salıncak ipleriyle
düğümlediler rüzgârı.
Reçel kokan parmakları
karışırdı akşamüstlerine.
Kırık bir düğmeden
ceket biçtiler kendilerine.
Ceplerinde unutulmuş mektuplar vardı,
büyüyünce okunacak.
O evler ki
damları teneke,
içleri sonsuzluk tarlası.
Kapılarını çalan herkese
bilyelerinden mavi gözler dağıttılar.
Tebeşirle çizdikleri seksekler
hep sekizinci karede
bir buluta çıkardı.
Sen de çık gel artık.
Daha sökülmedi
o evlerin naylon pencereleri,
daha kurumadı
duvarlarına sinen bisküvi kokusu.
Bak, sofrada yerin hâlâ ayrı;
önünde bir dilim ayva,
yanında su verilmemiş
bir sardunya.
Korkma,
büyüdük diye
eksilmedi hiçbir şey.
Yalnızca biraz daha sığdık hayata,
eskiyen ayakkabılarımızdan
utanmadan.
Şimdi tam sırası:
Karton bir eve sığacak kadar küçülüp
dünyayı kucaklayacak kadar
büyümenin.