Eylülde Hüzün
Ben en çok gözleri aşk kokan
sırılsıklam bir mevsime gizlendim
sen içimde hep haziran güneşiydin
ve her tecellide gözlerin dedim
illâ gözlerin...
Ah başımın tütmeyen dumanı
ah eylülün hazan yüzlü adamı
bitmez bu mevsim
ücralarında sen saklandıkça
ve geçmeyi bilmez zaman
içimde böylesine aşklandıkça.
Sokaklarda her afiş
bağıra çağıra adını yazadursun
sen adını bile,
gözlerin gibi susturdun içimde
hangi söze yeltensen
hep suskunluk
bu yüzden başı bozuk bir ayrılık değiyor
şimdi yürek sesime.
Sen en çok
tırnaklarıyla aşkı kanatmış bir mevsimden seslendin
ben
tuzlu sularımı içerken gelişi güzel
sen gülüşümden vazgeçtin...
Ah içimin bengisu tadı
nasıl bir deniz çarptı rüyalarımı
-ki ömrüm deniz altı!-
Şimdi eylülde hüznü yaşıyoruz
yapbozlara benzettik her şiiri
kirpiğinden tutunmadan dizelerin
dipnotlarda ikimizi acıtıyoruz.
Ah eylülün göz düşmemiş mahrem yangını,
haberin var mı bilmem ama
beni bugünlerde bir vebal yaraladı
ben senin öksende oluşumu sorgularken
sen bir vebal cümlesiyle
güneşime göz düşürdün
ben neden dedim,
sen vebal bildin...
Ah içimin ...yıllık sevdası
ah gözleri iklimlerin alâsı
sen geçmişine demir atan sözcüklere gizlendin
ben seni gün gibi
ve güneş rengi bir eylül tadıyla
haziranda sevdim.
(bize eylül d/okundu diye,hüznü marifet saydık / ikimiz bu onurlu,olur halimizle imkânsıza y/azdık!)
HüZüN
9 ?ylül