Gam Günü
Gönlümde aşka dair kor ateş yanar,
Binlerce yaş döksen söndüremez na-kar
Bıçaktanda keskin çok dumanlı bakışlar,
En sert kafiyemde bile kelamları parçalar
İhtiyata gerek yok her türlü bitti zaten,
Kirpiklerinde ok gibi deldi geçti en derinden
Göz ferimden aydınlandı yar elimden tuttuğunda
Parçalandı son deminden itibaren hırpalandın
Bahçıvan gülünü bahçesinde sevsin,
Her gül kendi kafesinde sevilsin
Hasat zamanı geldiğinde biçilsin
Benim en hızlı rakibim su olsada akamam öyle derinlere
Koşamam öyle parça pinçik kalplere
Sana kavuşma arzusuyla girersem mabedime,
Kefenime yazılsın öldüğümde telaffuz edeceğin her kelime
Gamlı günümü yasta ölümü tattık hüzünü her ölüm yeni bi gündönümü
Söndü ateşim kavruldum yokki dönüşü
Gam günü her ölüm yeni bi gündönümü
Acıyla yoğrulan hüzünle kavrulan en büyük dert tasa
Yokki çaba yok yok ama..
Kefeni giydiğinde böyle ölümü tattığında söyle
Hangi dünya gerçek ağla sakın gülme
Sahte zaten indi masken her hüznünde güldün aslen
Hayat mesken çıksan insen karşılanman ehlen ve sehlen
Tattın bugünü tattın dününü tahtın öyle sallanınca
Bastın küfürü zamanında yokki dili yokki sözü
Geçmişi sakın bilme bilince vay be dersin haybeye gittik
Salla zaten çıkarlar baş salmış köklere
Kabri onaran mimara hayat lazım,
Hayatı onarana sevap, hangi ele yazılacak söyle onca günah
Kıyametin gafletinden uyanacaksın geçmişinden
Saracaksın filimleri en başa tartacaksın zulümleri
Silinecekse geçmişin seçeceksin en beterini
Baktın oda yok sereceksin önüne sır'at'ın iplerini
Kır atın boynuna takıp geçeceksin ya da
Ateşi bedene geçirip katledileceksin