Gam İle Siyah
bir ıtri kokusudur hasret
konak konak dolambaç
yar vuslata değmiş
benzersiz bir ömür bekler
deminde hayat kızıl ve mavi
ölüm kapıda pusu sessiz
sanki cellat elinde balta
melekler ağlamakta.
güneş gamdan kara
kıtalarda simsiyah bir matem
ay çıkmaya zorluyor kendini
tabiat isyanda çaresiz
yanık kanatlı leylekler bacada
simsiyah beyaz tüyleri
ne bu ağustos da bu ateş
ne bu soba yanmaları
verem,tifo mu var yoksa
yorgan altında bir çocuk mu üşüyen
neden leylekler simsiyah is?
hayat bitap insanların üstünde varyete
yalan dolan karışmış ayırt edilmez
doğru ayıktırır kendını hemen
kaçar yanlızlık hainin peşinden.
Ey vuslata eren duy ki sana demem;
Yalanda sana doğru demem,
Seveceksen azimle sev apranti olmasın
o zaman sana katran-ı zift demem...