Gece Yarısını Üç Geçe
tek tek, dudağının nakşedildiği sesleri ayırt ediyorum
seslendiğin mey dolu şiirlerle, anbean inceliyorum
ellerin çinilerinde, arz-ı endam eden ölü desenlerle
gözlerin ebrusunda, suya karışıyorum gizli renklerle
ateş
küllerini üzerime silkeleyen, başıboş, sahipsiz Anka
iyileştirir mi , kendi tuzunda kavrulan isimsiz yaraları
yokluğunda, her gece şefkatle kavuştuğum o sanrıları
içten içe, ilk kez yapıyormuşçasına, çocuk gibi ağlasa
iadeli taahhütlü intiharlar postaladım, kendi kendime
satır satır, kanırtarak senden bahsettim, seni anlattım
zarfını, söğüt dallarından koparıp, bastırdım köz tenime
pulu tarihi İstanbul yosmalarının masumiyetinden aldım
aitsiz, ayrık bir şeylerde koydum zarfın geniş arasına
aitsiz
ayrık
seni yine sana hatırlatabilecek üç beş tanımsız şey işte
erdem, seni sevebilmenin, hakiki dürüstlüğünde başlar
amacın senliği
göstermez, eylemin sen gerekliliğini
üç geçe gece yarısını
kan ter içerisinde, bir sen sesine uyanıyorum
üç geçe gece yarısını
sen yoksun, zaten hep yoktun sanıyorum
göğü yırtmaya gerek yok
bırak kalsın aynı şekilde
upuzun ince bir çizgide, aylak yürüyenler