Gecenin Merceğinden...
Zamanın kabuk değiştirdiği bir paravandır gece?
Dayanır kalemin işkencesine söylenemeyen hece?
Ve boğar geceyi her şafakta altın hüzmeli bir ece;
Hiç şaşmaz vaktini, ne erken gelir ne de geç kalır!...
İsminle yanan dudakta hapsolup kalan sözler?
Kafesine sığmaz olur, bendini yıkıp taşan özler?
Bir kalem çaresiz elde bir de ufka dalan gözler;
Geride yalnız duyguların süzüldüğü süzgeç kalır!...
Yutar yalnızlığı zencefil kokulu gecede heves?
Ömür boyu beklenen mutluluk, yalnız bir nefes?
İlk ve son arasında döner durur bir çemberde ses;
Ezelden Ebede kurulan köprüde, geriye gel-geç kalır!...
Acılar öğretir olgunlaşmayı en sonsuz sevdaya?
Zemin hazırlar hep zaman, yaşanacak vedaya?
Gönüller tav olur yükselen asude bir sedaya;
Elinde sadece KEŞKE?leri gösteren büyüteç kalır!...