Gönül
Yoksul libasında yama tutmadı,
Çilenin boynuna şal oldu gönül.
Kuruyan bağında çağla yetmedi,
Göçmen çiçeklere dal oldu gönül.
Bir katre meyinde peymâne yandı,
Seyyare ceminde Zühre'ye kandı;
Güftelerden geçip besteye kondu,
Neye nefes veren yel oldu gönül.
Çulsuz yaratıldı giymedi yelek,
Vuslat kervanında bineği çelek;
Halesiz yüzüne gülmedi felek,
Hünkâr kapısına kul oldu gönül.
Derildi gülleri sitem kokmadı,
Bengi buyruğuna nifak sokmadı;
Duygu deryasına şaşı bakmadı,
Yürekten kaleme dil oldu gönül.
Urağanlar esti suskun koyuna,
Ağıtlar belendi durgun suyuna;
Zalim ayrıkotu düştü payına,
Sıladan gurbete sel oldu gönül.
Dost eline giden tutkulu yoldu,
Sürüldü derbende deryaya doldu;
Gam değdi saçına baharı soldu,
Bülbülün dilinde lal oldu gönül.
Hüzün ayazında benzi kavruldu,
Dövüldü dibekte yele savruldu;
Pervane deminde güze çevrildi,
Meyan-ı Makber'de kül oldu gönül.
09 Şubat 2009