Gönül Bedestenim
kurudu sarı deniz gök bulutu çürüdü
ibrahimsi yürüdüm yalnızlık ülkesine
hicran düştü yüzüme dilime isyan düştü
üryan hüzün içirdim ayaz gecelerime
elimden mehtaplara kırık bir kayık düştü
susuz yakamozların düştü saçına kırlar
kelebek ölü düştü baharın kundağına
rüzgârlar z/amansızca ateşler taşıdılar
kızıl çekirgelerin daracık avlusuna
ömrümün baharına nar-ı gözlerin düştü
yüzüme hüznü düştü isimsiz mevsimlerin
yüreğimin saçları hep savruk imbatlara
yüzüm çağlayanıdır hep sonsuz hicranların
çekildi yelkenlerim dipsiz okyanuslara
gönlüme aynalardan devasa bir çığ düştü
ruhum avaresidir pişmanlık dehlizlerin
pelkikanlar yanaşır kıyısına hüznümün
yüzüm inkarlarıdır kurumuş denizlerin
bir martı çığlığıyım ziyanıyım ömrümün
gönül bedestenime ucuz ihanet düştü
ruhum iltica etsin ölüler mahzenine
karasına sığınsın yalnızlık ülkesinin
sıkıca bir şiirin tutunup melâline
amberine erişmeli sadakat güllerinin
nihayet bu feyizle kalbe heyecan düştü