Gri
Ruhun düşmüştü ruhsuz ressamların eline .
Acemi fırça darbeleriyle hoyratça
Fason tablolara resmedilmeni izledim .
Sabrımın sınırlarında silahsız harp ettim
Ne galip geldim ,ne yenildim.
Bir kez acıya boyun eğip ,gözlerime mim çekebilirdim ,
Çekmedim ,
An be an , griye giden yolda gölge gibi peşindeydim...
Sen üvey sevgilerin kucağında okşatırken saçlarını
Sibirya soğuğu ellere ,
Ben yanardağlar evlat edindim yürek ayazımı ısıtayım diye .
Sen yoktun ya ,üşüdüm yaz sıcağında .
Göç edebilirdim sıcak diyarlara
Etmedim
Yolunu bekledim...
Hani diyorum da bazen ,
Yok mu belledin sana rakip
Dinleseydi sahipsiz yüreğim akl-ı nizamın sesini
Reddi miras eder miydi haziran güneşini.
Kimseleri dinlemedim
Ardından geldim ...
Dediler ki ;
Yanarsın , elini uzattığın ateşin oğlu
Ben yanalı niceydi
Onların gözleri ama
Benim yanık izlerim yüreğimdeydi...
Geçti ama ; hepsi geçti...
Di ' li geçmiş zamanlardan dem vuruyorum şimdi
Öyle böyle değil ,
Ölesiye severdim de ;
Ardında fersah ederken seneleri
Renk paletinin bir çukurunda kaybettim kalbimi ...
Geçmiş zaman
Hatırlar mısın bilmem
Hani demiştim ya ,
Ya siyah ol al tüm renkleri bağrına
Ya beyaz ol inkar et tümünü
Ama gri olma !...
Gri renk değil g/öz yanılgısıdır
İkilemin makyajıdır , kamuflajıdır
Sonuna kadar ardından gelebilirdim
Ama oldum olası griyi sevmedim...
Ölesiye severdim de ;
Yolculuk çok zahmetliydi bilinmeze ...
Sen rengini kaybettin ,
Ben kalbimi...
Son sözümü yutmuştum bırakırken ardını
Söylüyorum şimdi ;
Rengi solmuş sevdaların
Hiç kıymeti yok sevgili...