Gül Kadife Hatun - 2
Arzularımın tarumar olduğu,
Düş eskilerinin, boğazımda düğümlendiği günlerde,
Beklerken,
Ve...
Bir yudum daha içmek için sevginizden,
Ruhunuzun dönencesine girmeye çalışan ben,
Bu aciz adam,
Sizi özlerken düşlerinde,
Yine geldiniz gerçeğime,
Ve hoş geldiniz,
Efendim...
Siz adım attığınızda, zaman dururken,
Adınızı alan, güller kururken,
Yürürken endam-ı arş içinde,
Günümün virane bağları,
Tak-ı Kisra olmaz mı sanki?
Sizi sevmelerin kıyımsızlığında bir gerçek daha başladı, düşe dönmeye
Gümüş şamdanlı mumlar yanmıştı,
Bir hazırlık ve beklenen biri vardı,
Önce;
Adınız anıldı,
Ve kokunuz sizden önce,
Sararken ruhumun hücrelerini,
Bakmaya doyamadığım,
Güneşin ram ettiği,
O nur-u Beyza yüzünüz
Şeref verdi efendim,
Yaşanası düşlerimdeki Leyle masallarına,
Kimsesiz sarayın, sessiz sofalarına,
Onur verdiniz,
Onursuz dünyanın, yavan aşklarına,
Efendimin eteğinden,
Tutunmaya çalışırken aşk denen sızıya,
Kandil yağı gibi eriyip giden bir boşluk,
Bir uhde,
Gelişinizle doldu düşten sonraki ati de,
Affedin efendim,
Bağışlayın,
Artık divitim gitmiyor hokkasına,
Mısralar titreme nöbetlerinde,
Ve her şey yerini size bırakıyor.
Yazamam artık ne güzelliğinizi,
Ne de asaletinizi,
Nurunuz aydınlatırken cennetimi,
Şimdi ol zamanı aşka,
Ol asil kadının ruhuna tebaa,
İzninizle efendim,
Şu gül yüzünüzü,
Biraz daha görme arzusu yakar içimi,
Bundan sonrası,
Mısralara düşmeyen,
Sizi biraz daha görebilme kavgası,
Ve bundan sonrası,
Sessiz mısralar,
Ve...
Yalnızca siz,
Efendim.
Gül Kadife Hatun asaletini ne saraylardan, ne de adını verdiği güllerden almadı.
O asil doğdu ve asaleti sadece ruhuna yansıdı.
Sonsuz saygı ve minnetle efendim...