Güneş Kız
Gecenin sessizliğini yırtan bir gizemdi bu,
Kimi zaman puslu, kimi zaman görkemli bir ay ışığı...
Sonra ansızın soldu gecenin o gümüş ışıltısı,
Yerini uslu durmayan, kaçıngan bir aydınlığa bıraktı.
Şekersiz, limoni bir tebessüm gibi,
Her doğuşunda yeniden merak ettirdi kendini.
Aslında o, ufkun ardındaki Güneş kızı.
Bulutların arasından aklınca dalga geçiyor benimle.
İkna etmelisin beni bu yeni aydınlığa,
Işığını hiç esirgemeden, her gün aynı şevkle gelmelisin.
Gece o amansız örtüsünü çekmeden üstümüze,
Bana renklerin en güzelini, o altın kızıllığını sunmalısın.
Hiç kıpırdamadan, olduğum yerde beklerim,
Sessizce tenime dokunan sıcaklığınla can bulurken;
İkindi gölgeleri usulca uzar, geçer gider.
Sen ışığını nereye düşürürsen, ben tereddütsüz oraya gelirim.
Ufka veda ederken ardına bile bakmazsın,
Gözlerimde sert ama tatlı bir ışıltı bırakırsın.
Usulca batarken aklınca latife eder,
Issızlığınla beni gecenin o koyu maviliğine çekersin.
Güneş kız, beni karanlığa bırakıp giderken,
Aslında üzmek istemiyorsun, değil mi?
Yarın lezzetli bir sabaha,
Yine o en aydınlık halinle uyandırmalısın beni.