Güz Kuyusu
gün akşamlı gün şarkılı
bende kısım kısım
harfleri suya yatırıp liflerini birbirinden ayırıyorsam deyimim bir ağacın dallarından kopuşu
terapi olması beyaz kağıdın kurduğum cümleler kendim
beni beni bulmam lazım...
.
.
.
bak bi masal varmış benzer kötü bir hikâye
bir sübyanı ölü insanlar almış uçurum kenarına bırakmış
davullar zurnalar çalınmış cıncığın oğluna liseli karagözlü verilmiş
şimdi her kim ki mavi deniz sohbetlerini bölerse inmeler insin bedenine...
...(!)
haşa
ay'ın mezarlıklarla dansına sözüm yok o aşk o araf...
.
.
.
ben masallarla gecelerin uyuduğunu hiç görmedim
gök şahidim ölüme binlerce kez güller giydirdim
ay ellerimde çürüdü
tavanım tavan değil duvarım benim değil
g/özümün mavisini yüzümü eskiten matem
kazara yaşa öl de
ay ağaçlardan süzülürken mavi yağmurlar yağarken
tükenmek içine dönmenin ibadetiyle
yeşil parkalar üstümüze uymamışken
yok oluşa iman giydirmek ne arkadaş
sızlanmaz devrim morlar aldı yeşili kuşandım
beni beni bulmam lazım...
.
.
.
keder dünya mirası değil mevsimlerce sürsün
ahkâm defterime yazdım süremez
alevli zaman hep harlı uyuşturucu zehir
hemen en şiddetli mahkemeler kurulur
ince ince sardığın ne
bi kanatlandım de infaz Allah'tan alınır
de ki hükmüm içime
içim mahzen mahallesi
baştan ayağa Seyranbağları
sayılsa acım en eski şehir
kana kana çektiğim
aynım ah yarım söyle
insan Halep mi Antep mi Susa mı ki
zamana zaman saysın
.
.
.
bak o mahallede ruhlardan akan
herkesin kafası güzelken liselilerde berrak umut
hani ezber bozduran Nazım Hikmet dizeleri
“sen esirliğim ve hürriyetimsin sen çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin.”
sana nefesim
al sana turuncu ıslık al sana lodos
cesaret köprüsünden savrulur
söz başı zamansa özdeş cinayetler
aynamda iki gözüm gözlerimde güz kuyusu
dipte hiç görülmemiş cinnet
şölen denilen meçhul
beni beni bulmam lazım...