Hal-i Aşk / Eminim
Ellerim ellerini gözlerim gözlerini ararken,
Misafir olmak isterken kalbinde bir odaya.
İki gönül bir olup yaşamayı hayal ederken,
Nehir gibi kalbine usulca ve sessiz akarken aşkım.
Eksik kalır aşkım sen olmadan bu yolda...!
Ekim ayında açan sümbül çiçeğim oldun bir anda,
Mavi denizde bir martı gibi gezerken takıldım yelkenine,
İnceden tel tel o koyu kahverengi saçlarına,
Nasıl oldu bilemiyorum; ama âşık oldum mu ne?
En içerden kalbimin en kuytusundan bir yerden...!
Eksik kalır her zaman bir şeyler sen olmayınca,
Menekşe kokulu çiçeğe konan küçük uğur böceğim.
İlaç ararken durmadan kanayan yarama,
Nacizane sen oldun merhem-i yaram.
Ebedi-i aşkımı ararken avare avare yollarda...!
Seni seviyorum diyebilmek tüm dünyaya haykırarak!
Estikçe içimden her zaman aşkım diyebilmek sana!
Nazlı nazlı bakmak sana günler, aylar, yıllarca...
Nasılını, niçinini, ne olacağını bilmeden
İstersen eğer; yaşanabilir aslında bu dünyada bir ömür.
Senin karşında olsam ve tutsaydım elini sıkı sıkı
En içten beni çok sevmeni isteseydim kalpten
Ve Seni seviyorum deseydim, ayıplar mıydın beni?
Yoksa sen de bunları yapacak kadar; seviyor musun beni?
Rüzgarın bile yetişemediği seni sevdiğim bu aşk yolunda...!
Heyecandan olsa gerek aşkta afallıyorum sanırım birazcık!
Aşk doludur kalbim, Hasankeyf'i taşıran sulardan da fazla.
Leyla olsan ben Mecnun olur çöllerde koşardım peşinden ve
İçimdeki bu aşk dudaktan kalbine düşmek istese sen;
Lale misali baharda açar mısın kalbinin kapılarını bana...!