Hep Öyle Tıklım Tıkış Hep Öyle Issız
göğe bak;
güneş
yanık içerisinde omuzları
gezegenler
hiçliğe doğru yörüngeleri
kuşlar
özgürlüğe kanat sesleri
bulutlar
bembeyaz karanlıklı şakakları
yeri düşün;
insanlar
birbirlerine değmeden yaşayan
otobüsler
gitmenin çekiciliği ile
toprak
kokusu ölümü anlatan
evler
yarı eğik pencereleri ile
...
saymakla bitmez
ne gökte ne yerde
hep öyle kalabalık
bıyıklarında şiir kalıntıları yaşayan
bir balık halinde
gök boylu yer hüzünlü ve kamalı
çalışıp duran kendi halinde
bir adam vardı
bakar durur uzun uzun
balık istiflerine
hep tekrarlardı
"Hep öyle tıklım tıkış
hep öyle ıssız"
( Bir Çay Bardağının Makus Talihi
önce sen içeceksin
ipince hayallerini taşıyan
gün batımı kızılı
deniz kızı kokulu
güzel ağzınla
sonra
bu ağzımla içeceğim
bu kesik kesik
kan revan
alüvyon ağzımla
sorsan bardağa
kader mi bu be diyecektir)