Hoşçakal Vedasızlığım
Ey benim beşinci mevsimim!
Nedir seni böyle soğuk yapan?..
Kırgınlığımızdan mıdır bilinmez, bu şehir beni çok üşütüyor. Üzerime yorgan gibi örtemediğin bakışların, başkalarına güneş olarak doğmuyorsa yalnızlığımın adını sen koyarım.Sen yokken de sen gibi kokar,sen varmışsın gibi yeni aşklardan korkarım.
Sevgilim, sen şimdi başka şehirlerdeyken, bu şehrin adını unutmak istiyorum! Çünkü bu şehrin adı bile gördü gidişini. Kimsenin seni yürürken görmesini istemiyorum! Bu yüzden unutuyorum bu şehri..
Ey benim sekizinci günüm!
Sen yoksun diye midir bilinmez, zaman hiç lehime işlemiyor. Bekleyişimin suratı asık. Sıkıntılarım mutlu ve mutluluğumun bileği kesik! Bu günler geçmiyor, olmayışını geçiriyor aklımdan ve o an unutmak istiyorum seni.
Günsüzlüğüm; güneşsizliğinden oluyor hep..
Ey benim kanayan yağmurum!
Yalanlarına kanan kendim değildim, yaralarına kanayandı yüreğim.. Bu gökyüzü, bu sokak, bu ıslak kaldırımlar, sensizliğimde evimdi benim! Gelişinin adı olmayacak, gidişini çoktan unuttum çünkü. Yeni bir gökyüzü bulmaktansa, ıslak fotoğraflarına bakıp, gülen yüzünle göğü kıskandıracağım! Belki şimşek çakacak, belki rus ruleti oynayacak bulutlar ama olsun. Gözlerin ıslandığında, yeryüzü ıslanır benim için!
Ey benim tanımsız zaman aralığım!
Seni anlatmak zor. Bundan sonra kiminle anımsamak istesem, küfür dolu yağmurlar eşlik edecek içtiğim çaya. O soğuyacak, ben daha çok ısınacağım kanına..
Ey günümün yirmi beşinci saati!
Saatim durdu gidişliğinden. Şunu bilmeni isterim ki; bu zaman aralığında biten vaktim değil, ömrüm! Seni bitirmek istemiyorum artık. Bu yüzden unutuyorum seni şiirlerin kirli paragraflarında..
Ey benim dumansız sigaram!
Ey benim gözyaşı olmayan ağlayışlarım!
Ey benim dikiş tutmayan bileğim!
Ey benim yağmursuz sonbaharım!
Ey benim bitmeyen sıkıntılarım!
Ey benim sevgisiz evim!
Ey benim mahrum şefkatim!
Ey benim vedasızlığım!..
Hoşça kal yüreğimin geniş salonu,
hoşça kal..