Hüsn Ü Çöl
Çölde bir seraba tutuldum, tükendi gücüm
Bunca yüke nasıl dayansın, garip hörgücüm?
Kumda, rahmet deneni yerde ararken bizler;
Her vakit ruhumuzu kesti katil ikizler
Sessiz bir uğultu gibi yayılır akşamlar
Kalbimizdedir asıl Mekke; Babil'ler, Şam'lar
Aşk türküsü mırıldanan güzel pınarların;
Sırdaşıyız biz göğün, yerin, kızıl narların
Kapalı bir kutu gibi fersiz gözlerimiz
Yaralar hep birbirimizi lal sözlerimiz
Geçip gidiyor bizden; günler, haftalar, aylar
Yolumuza hainlik ettik, kırıldı raylar
Ötelerde bizi bekler mi köşkler, saraylar?
Yıkıldı konakladığımız kervansaraylar...
Nazenin gülüm, sinemdeki buruk çiçeğim
Sen gülünce güler bahçemde börtüm, böceğim
Deniz kenarında, boş kulübemdeki incim
Dallarda açan al kirazım, balım, sevincim
Kapanmasın kalbinin kapıları, düşerim
Boynunu düşürür; doludizgin koşan erim
Üstüne takındığın cürmün oldu kederim
Bende de bin bir hata, cürmüm gökleri aştı
Senin derinine inince ruhum aklaştı
Ellerim cürüm dolu, kalbim sona yaklaştı
Tenha bir mezrada ruhlarımız kucaklaştı...
Aksın yağmur, pamuk yanaklarının alından
Hazanda bir soluk yaprak gibi düş dalından
Çıtırtılar gelecek bindiğin sandalından
O vakit boşa geçirdiğin vakitleri an...
Kalbimde masum deryalarının hazin izi
Başsız kaldı gövde, gözler yönetiyor bizi
İnsan bitti, akbabalar seyrediyor bizi;
Kör, boş bir kuyuda sökmek için kalbimizi
Kapanır bir gün bizi bizden alan sert yollar
Arkadan kavrayacak bizi belirsiz kollar
Kaç masumun kanına girdi bu namert yollar
Omuzlarında taşısın bizi kirsiz kollar
Belli belirsiz bir rüyadayım, uyanmak yok;
Ruhlarımız aşka aç olsunlar; dünyaya tok
Yanlışları doğru gösteren, dost sanılan çok
Vicdanına sorsa insan, çözecek cevheri;
Ruhuna gizlenen pırlantadan mücevheri...
Hüseyin Üsame KOZ
28.04.2012
19:45