Hüzünden Hüküm Giymiş Bir Suçlu
Saçlarına dert dökülmüş derman yüklü
Evhamlı bir laf kalabalığı şimdi korkularım.
Hüzünden hüküm giymiş bir suçlu,
Yüzünden düşen bin parça bir çocuk gibi...
Ruhumun zindanlarında müebbettir olmayışın, olamayışın.
Sessiz kalabalıklarda
Gürültülü yalnızlıklar bıraktığım içindir utanmalarım.
Yorgun düşüyor yarama tuz bastığın ayak izlerin.
İsmin, Gökyüzünde kayan yıldızlara dilek oluyor.
Gök, yüzüne perde çekiyor
İçimin kıyısında kaybolmuş kimsesiz cesetlerin.
Duygularım tercüman arıyor kendine.
Kuşlar bile göç ediyor hatırımdan.
Gidiyor yokluğun ölüm kokan bu sokaktan,
Eğrileri doğrultmadan.
Hangi insanın damarına bu kadar basabilir gözlerin?
Gözlerin engebeli arazi,
Gözlerin dağ yamaçlarında hep yokuş çıkmak gibi.
Gölgesine savaş vermiş bir bedene sığıyor aklım.
Pişmanlıklarım saplanıyor bir bıçak gibi sineme.
Kabukları yara bağlamış anıların boşluğundayım.
Ne senden yanayım,
Ne sendendir kanayan yanlarım.
Ey Şehir!
Evlat acısı çeken bir annedir şimdi sokakların..