Huzursuz Düş Kuran Zemberek
This poem was selected as the poem of the day on 04.02.2021.
Şimdiki zaman hikayesi bu…Guguklu saatin kukumav kuşlarını vurmuş göktaşları...Isırgan tarlasına saklanmış an yüzüstü bırakıp kendini…Nihayet geldi diye söylenmiş kimseler…Herkes yanlış anlamış.
Su olduğunu bilmeyen deniz gibiyim
Deli baldan şifa uman,
El pençe divan
Kocaman bir duyguyu bastırdım,
Dağıtıp duruyorum usulünce
Acıdı kanarak içtiğim su,
Yerimi de yadırgıyorum sonda ki
İçim gayya kuyusu
Nasıl diyeyim…İşte öyle
İki ayrı dilde söyleniyor,
Bu saatten sonra
Bu saat kaç beyhude
Bana Türk'çe söyle
Ovuşturuyor gözlerini dün
Batıyor mahmur gece
Birazdan gün devrilir,
Nabzımın üzerine
Ben yine…
Avcuma el çizmeye çalışırım kendimce
lodos kahverengisi olursun sen,
Kaçırılmış gözlerinle
Yoklarken yarın dünü
Ben renk vermem meşrebimce
Gözdür seğirir
Kulaktır çınlar
Sen/deler yürek çarpıntısı
O boşluk daha da büyür,
Adım atacak yer olmayan içimde
Kadere sordum her şeyi bilir diye…Talaşa yatırılmış kalıp buzmuş yarın...Dişlerini gıcırdatıyormuş kıl testere…Ve yüz yokmuş sonu sıfırla bitmeyen
Suadiyeşubatikibinyirmibir
Demir Mutlugil