Hüzzam Diyarı
-//
kısmi bir deprem ardı kalmışken enkaz altında anlamı hayatın
ne zaman ruhum vurulsa yokluğun tozu çıkar ve aşk sarar gökyüzünü
ateşten barikatların isyan bayrak taşıyıcısı olurum
dilimin altında kesme şekerli kıtlama çay kokulu hasret türkülerinin
neşterin gün’ahında doğranmış bir zikir şiiriyim m i s a l
leylanın rüyalarında kaysın düş sürgünü
omuzumdaki meleklerin akit defterine düşen kırmızı mürekkep lekesiyim bazen
aklımın tutuk iklimlerinde cebinde son kokusu kalmış kaktüs çiçeğiyim
asi bakan aşkın nûn hükmünde kahvenin telvesinde biriken kırk yıl hatrı
bir gülümseme ısmarlanır kahkaha tufanı ülkesinden
iç’imde örgütlenen yağmurun, buzun ve hummalı kışın
kılıç yarasıdır beni hüzünlendiren
dudağıma SUS! sürülen
bir geçit takvimi d’üşüyorken ürkek dağ ceylanının gözlerinden..
dokunmadan öldürebilir bazen seven seveni
öpmeden uzak diyarlardan hazlandırabilir yürekten yüreğe
değil mi ki gözlerdeki körlük aşk
değil mi ki yürürken yan yana şemsiyesiz yağmurda ıslanmanın farkında olmadan aşk
değil mi ki gülü külden ayıran noktanın ve virgülün derin sorgu çıkmazı aşk
kelimelerin ruhumda kanadığı anlar vardı
çatal yürekli mısralardan geçtiğim zaman dilimleri
titreyen merhametimi yağmalayan kara söylemli ağızlar vardı
b a k ı ş l a r ı m d a derinleşen yusufi kuyular
gök terledikçe gözlerimi yağmalayan b u l u t l a r vardı
içimi biçen hüzün damarlı
ş a r k ı l a r..
ş i m d i
kimliğime bulaşan diyar diyar hicran yaraları
buluşup kederin en hüzzam yanından
can acıtır candan ötemi
göz kapaklarımda demleniyor ağıt yüklü yollar
derinden
çok derinden yangın ve kül
birikiyor s ı z ı l a r ı m a .
bir nefes sevdasını sevdim
gölgesinde uyuturdum yakası açılmadık hayallerimi
n’asır bağlamış ellerime bebeksi dokunuşlarını sevdim
birde şiir gibi gülüşünü...
-n u r e t t i n ÖNDER