İçime Attığımsın
kaybolmadın korkma, kendindesin.
yanımda değilsin belki ama,
kalbimde;
evindesin..
yok olmadın ya da bitmiş gibi bir şey..
elimde olmayışının sebebi;
içime attığımdan seni.
sen bir yere gitmedin, içime attım seni!
söylediğim ya da söylemediğim ne varsa,
hepsi yanında.
birlikte yaşıyorsun; aynı odacıkta,
aynı damarlarda ve aynı nefeste..
ama bu sefer nefes nefese değil çektiğimiz sıkıntılar..
sustuğumu bilmiyorsun,
susadığımı da..
ne sana ne de başka bir canlı,
canlısızlığı sevmek benimkisi.
konuşmuyorum..
neden sustuğumu sormuyorsun.
belki korkar gibisin soracağım hesaplardan
belki de anlatacaklarından utanıyorsun..
ya da..
ya da merak etmiyorsun kim bilir..
olsun.
anlatacağım yine sana her şeyi.
bir parkın köşesine oturup izah edeceğiz,
yaşadığımız ve yaşayamadığımız ne varsa..
hayır.. anlamıyorsun beni.
sana susmuyorum, kusmuyorum da seni içimden..
bunların hepsi, ölüm korkusu.
ben sana ölüme susmak gibi susmuyorum,
ölüme susamak gibi susuyorum..
özlemek değil bu, beklemek hiç değil..
bu çaresiz umutlarım,
bir ayağı kopmasına rağmen,
diğer ayağıyla yürüme gayreti gösteren canlı nezaketi.
tanrıya isyan etmemek ve,
şükretmek geride bıraktıklarına..
yokluğunla sevişirken seni aldatmış oluyorum,
yalnızlığında ağırla beni ve orada ağlayalım.
ıslanan kirpiklerini omzuma silersin..
sen bitmedin!
kaybolmadın da bir yere.
kendine gelememiş oluşundan çekinme,
kimse görmesin diye gülüşünü
ve
kimse sevmeye çalışmasın diye,
İçime attım seni.
evime,
evimize..