Islak İmza Altında Depremsi Düşler
İtaatsiz ateşlerin kızıllığında uyanıyordum düşlerime
Kerpiç duvarların kanlı gözleri çarpıyordu
Baş ucumdaki oyuncaklara
Karanlık zamanların gölgesinden sızıyordu
Acınası sokak lambası
Bir ışık vuruyordu koşan şehrin angaryasına
Çığlıkları emiyordu kaldırımlar
Bu gece şehirde " ölüm " var
Kör bir guguklu saat
Sağır düşleri uyandırmakta
İmsak vaktini kaçırmış sabah ezanları
Avluda bir kaç volta şart
Ayılmak adına içtiğim bir kadeh " acı " var
Elbet düşlerimiz "düş" bozar
Ellerini çek demir parmaklıklardan
Bu gece soğuk bir ölüm döşeğinde feryat var
Kaldırma başını topraktan göm kendini
Gelir geçer elbet her şey belki de geldiği yerde biter
Suskunluklar doğururken çıkmaz sabahlara
Uyandığında kanlı gömlekler kahvaltıda
Yok artık dün masallar ile uyutan
Sabah kalktığında çayını koyan
Yanlış duymadın l
Öldü . . .
Annen
Evet doğru duydun çocuk
Ağır kerpiç altında duran bu mezarlar
Düştüğü yerde sana bir yetimlik bıraktılar
Korkularından sıyrılmak adına hayaller kurduğun
Kağıttan gemiler
Yaşından fazla yüklendiler
Üstü başı toz mahallenin
Bu koşanlar hep tanıdık yüzler
Ölümler toplu tabut harbinde
Ölen geceyi sızdıran topraklar
Çatlaklarına hayatlar gömdü
Son söz siyah gözlüklü
Siyah takım elbisesindeki yüzsüz sözlere döndü
"İhmal" zamanı ölenler elbet "ihtilal" zamanı dönerler