İstanbul'un Fethi
Yıl iki bin sekiz,
Günlerden salı.
Masada kemik zarlar
Tabanda kızıl bir halı.
Kapıda koç yiğitler
Bakışlarıyla hakim duruma.
Haber salmanıza gerek yok iklim-i ruma.
Vaka-i adiyede kayıtları bulundu,
Olay zaten kendiliğinden vuku buldu;
Şükürler olsun İstanbul feth olundu...
Fatih gibi uğraşmanın bir anlamı yokmuş,
Düşünmek,
Kafa yormak,
Faraziye ve boşmuş.
Ne surlar engel olabildi,
Ne de başka kuvvetler.
Oysa kaç kez kapıdan dönmüştü
Nice güçlü devletler...
Yedi tepeden bakarak
Bugün parçalansa da içiniz,
Semt semt,
Sokak sokak,
Her yeri parselledik biz...
Taksim'de taksim ettik
Semtleri her birimize.
Zimmetli tapusunu verdik
Yeğenlerimize.
Tırnakçı,
Tokatçı, gaspçı;
Tombalacı,
Torbacı, hapçı
İndik şehrin göbeğine.
İstanbul'u feth eyleyip
Yazdık tarihin belleğine...
Şimdi asayiş berkemal.
Gündüz vuruyor,
Gece soyuyoruz.
Çok şükür büyüdü işimiz,
Aç değiliz
Doyuyoruz...
Bir rüyanın
Hayalin
Gerçekleşmesi bunlar.
Bu uğurda kaç kelle verdi
Şehzadeler,
Sultanlar!
Kolay değil İstanbul
Seni ellerde tutmak.
Gece seninle yatıp
Sabah seninle kalkmak.
Geldi yine vakt-i zaman,
Bütün hazırlıklar tamam.
Daha ne duruyoruz?
Vursun köslere mehter.
Fethimizi kutluyoruz.
28.05.2008 Eskişehir