Kabustan Mehtaba
Görüyorum,
Köşede beni bekliyor siyah giyinmişler
Bıkmadan usanmadan peşimdeler
Bir sokağa giriyorum kaçarken
Daracık bir sokak, yerlerde çöpler... pislik diz boyu
Sağda solda ölmüş hayvancağızlar
Çok ağır bir koku... Ağzımı, burnumu kapıyorum
Hep peşimdeki siyahlılar hem de bu pis ortam
Aman Allah'ım...
Koşuyorum arkama bakmadan
Nefes nefese yetiştim sokağın sonuna
Ama ne!
Yağlı yağlı bıyıkları olan koca göbekli herifler
Ellerinde zift kaplı acayip davullara vuruyorlar
Ahenksiz, kulak zarını yırtarcasına
Araya tiksindirici kahkalar
Ah işte! Yetişti o peşimdeki siyahlılar
Ellerinde ucu keskin iğneleri olan kırbaçlar şakırdıyormuş meğer,
Vuruyorlar acımadan, ortalık feryat figan
Gözlerim kapanıyor, sesim soluğum tükeniyor
Elimi şöyle bir uzatıyorum,
Gök gürlüyor!!! İnanan umutsuz olmaz...
Kadifeden daha hoş bir çift el tutuyor ellerimi
Zeytin gözleri bana dönük ışıl ışıl
Beyazlar yeşiller içinde bir esmer güzeli pırıl pırıl
"gel" diyor küçük harflerle
bayılıyorum ortamın şaşkınlığından
Uyandığımda başım O'nun dizlerinde
Dolunayın denize yansıdığı bir kumsalda
Gökyüzü titriyor artık ağzımdan çıkan şükür nidalarıyla