Kadim Bir Yalnızlık Düşecek
bitecek, giderken o gözlerine dalışın ayak izleri
uzaklaşırken gün sesleri soluğunu tutup kendi mezarlığına
duamızın kabul zamanlarında o mahzen renkli mabedin duvarlarına çarpacak belki
son kez üflenirken o kandillere, yakarışın avuçlarını korlaştırıp
yeni hayal yüklenecek
şafağın o ağırlaşan omuzlarına
kim bilir tutkudan kuruyan dudakların belki turkuaz sularda yıkanacak
belki de ağustos'u üşüten yağmurda
sokaklar göç edecek imansız bir yangının şerrinden
ayaklarında kavruk ruganlar
kızıl bir gömlek giyeceksin
omuzlarının çıplaklığını örterken alev
ve
sevişirken cehennemle cennet arası döşeklerde
kül düşerken saçlarından çığlık yerine
dudaklarında zifir karası isler
fikrinin zulasında puşt bir tebessüm
çirkinleşecek ay yüzün
aynaya baktığında bugün bir daha
biraz daha yaşlanacaksın
tükürürken geçmişin yalpalanan yürüyüşlerine
kadim bir yalnızlık düşecek
arşeleri kırarken o bemoller, ezgilerde unutulacaksın
gece kuşları misalii...