Kan Rengi İnciler
Avuçlarımda kan rengi inciler
Bir ahu görünür uzaklardan
Gamzeli bir dilber
Kokusu yok rengi yok ismi yok
Adeta seyrüsefer bir gönülle
Huşu içinde bekleyen bir er
Aldı başına koydu kasketini
Çekti elini alnına saygı duruşunda
Bir dilber
Uykuda...
İsimsiz dünyaya gelen tüm bebekler kadar tazecikti
Ve yorgun
Geç doğan bir bebek gibi, doğuran anne gibi
Hiçbir sevda henüz üzmemişken göz pınarlarını
Nar çiçeğine çalan yanakları
Kızardı aniden
Hiç bilmediğini sandığı duyguyu anımsadı
Hep varolduğuna inandığı şeydi o oysa
Aşk gibi birşeydi
İşte o vakit ve saatte
Uyandı rüyanin en derin yerinde
Uyandırıldı!
Oysa ne kadar da gerçekti
Her mutlu an gibi o da çabucak bitecekti
Ve bitti
Uzun kirpiklerini kapadı yorgun göz kapaklarıyla birlikte
Tekrar tekrar daldı rüyalar alemine
Lakin
Yoktu hiç nefer
Zaten hiç gamzeleri de olmamıştı
Ne bir er
Ne bir dilber
Aşk terkettiğinde
Yok oldu herşey
Kızgındı
Yorgun umutsuz
Kırgın
Saatlerce uyumasına rağmen
Uykusuz
Anladı ki
Kahramanlar hikayelerde vardı
Asiller eskilerde kaldı
Ne o ahu kaldı daima
Ne de huşu içinde bir adam
Bir yürek kaldı geride hüzünlü
Bir de
Yalancı bir adam
Çok sonra
Arkadan biri seslendi
-Neyiniz var madam?
Döndü dilber sese doğru
Ve döngü başladı ufka doğru
Aşk ılık bir yaz yağmuruydu
Ansızın gelen
Ve birden giden
Kaçışıp kovalaştığın küçük bir çocukluk oyunu gibi
-Şemsiyesiz kalmamak ümidiyle yalnızlığı seçenlere hitaben-