Karanlıkta
-yokluğunun kırkıncı gününde farkettim turuncu gökkubbeyi-
karanlık bir odaya bağladılar;
hafızasını kaybetmiş ellerimi.
susuzdum,
açtım
körkütük yalnızdım üstelik.
yoktu tütünüm.
annemin kokusu geliyordu burnuma; toprakla karışık.
ve suyla karışık kan damlıyordu gözümden.
duvarlara bakıp ağlıyordu Maria Puder
ben ağlıyordum.
toprağın altını deşiyordu Sabahattin Ali.
aynı şarkıyı dinliyordum kırkıncı günde de
aynı sokaktaydı evim
aynı çıkmazda...
ve hiç değiştirmemiştim yastığımın yerini.
herşey değişiyordu oysa
gidenler dönüyor
dönenler duruyordu bir yerde.
ölüyordu kimileri
kimileri şenlik kuruyordu yas evinde.
bir yüzünü takıp, diğer yüzünü çıkarıyordu istanbul
bir yanımız açlıktı
bir yanımız bolluk bereket
kuş kanadında sevdaydı bir yanımız
her yanımız ayrılık...
değişiyordu takvimler
hızlanarak atıyordu nabzı saatlerin
bir ben...
olduğum çıkmazda...
kırkıncı gündü
koptu kıyamet
ağaçlar söküldü
yıldızlar koptu yerinden
gece, üstüne devrildi gündüzün
.
- ben uyandım artık
şimdi sen anlat düşlerini-