Kelebeğin Yakarişi
Ölüm kuşları, pençelerinde ve gagalarında
Asit taşları yağdırırken, d/ağlarım
Yarıldı sabahın iliğinden çözülerek.
Kabuğundan köleleştirilmişlerin, ölesiye zincirinden
Firar gökyüzü köprüsünden, koparken
Çocukluk salıncağından salkım bulutlar
Uludu. Kelebek şarkısıyla yıldızların gökyaşı
Sizleyin, kimsesizliğin gezgin göçlerinde
Miladın terse aktığı ovası yaslı
Asılı duran tehdidin Asuriliği.
Gecemin elleri; ay sundu, efsunlandım.
Beli bükük çiçeklerin dağılmış yapraklarına
Sarmalayıp köklerin hecelerini
Kelimenin tabiatında, güzler bitecek!
Kışa hazırlanan odunun tutuşacağı
Felsefe duyargası, sularında tarihe başkaldıran
Yabani otların uysallığıyla uzaktaki neolitik bahçe
Elmayı günah, kadını yasak, çocukluğu yük
Görenlerin kirli oyunlarını bebeğin elleriyle
bozacak. Bozkırın bozluğunu bezbekliğiyle...
Ölüm kuşları, kalplerinde kin damarlarıyla
Düşerken fiziğin eğreltisine
Ateşin Babil dili armağandır.
Ölgün anlamların olgun hasretliğine
Bizi-bizden, izi sizden, güzü günden
düşürecek, üşüyen ayakuçlarıyla
Ayak parmaklarıma kenetlenen aşkın elementi
Som sızıdan, düşen cevherin gözündeki sır.
Bölüştüğüm kadınlığın adıyla kimlik sorunu
Gebeliğin XXV. yılında bakir bir gençliğin
Doğumudur, akrebi zehrin boğumu.
Kahrın zorbalığı, Anka'nın zümrüdü
ardı-ardına bağlanmış bir çift tahta kaşık gibi
gömülürken mezar taşıma
Sezar hançeri, boynumdaki zeytin dalında
Beyaz güvercinler üşüşür
Kızıl gagasındaki göktaşıyla
Parmak ucundaki yüksekte kan
Helen ağrısı
RÜZGAR AZAD