Kırlangıçların Hatırlattığı Göçler
onu unutun
kaçmak istediği şeyler var
hiç bir şehir dertleri sevmezken
yanıtlasaydı yarını, nereye kadar giderdi
aynada kilitliyken kadınlığı
kırlangıçların hatırlattığı göçlere inanırdı
bir duvarın arkasındaydı, tüm arka bahçelerde
rastlaştım bir gün çığlığıyla, sokak yalnızlığında
alıp beni de götürdü ince bir dalın yaralı anılarına
dudağındaki duman dağlardan kopan bir sesti
dünyayı öpen şimşekler içime battı
gözlerimizle konuştuk aşk ve ölümü uyandırmadan
onu unutun
sakladığı yakamozları bulamazsınız
insan yüreği yarı kuştur yarı rüzgar
bakışlarımız denizleşmedikçe
ay ışığı neye yarar
onu unutun
Tanrının sabrı dudaklarının tuzuna karışamadı
bu denizlerin mehtabında üşürken
ellerim çok hasta dedi
inanmak o kadar zor!
gölgesini bıraktı avuçlarıma
hepimizin suskunluğuyla
mavi bir ezgiyi mırıldandı sonra
huysuz gözleri yanardağ
eriyerek baktı boş bir elbiseye
ayağı kaydıracak sırları kim döktü bu balkona
ağır ağır düştü bir kar tanesi
Nilgün Marmaraya...