Kirli Beyazdı Renklerimiz
(Ve o kadar bulanıktı ki sular.)
Sularda aynalar buğulanır...ken
Vakit,erkene çok geç kalmışken,
Yanılıyordu .
Elbette,bilmeden...
Kimbilir bu, kaçıncı ülkeydi sığındığı?
Kaçıncı yoklamaydı, yok yazıldığı?
Aynalar da yoktu ki artık sularda.
Yoktu ki yüzüm
Ne aynalarda.
Ne anılarda.
Sadece varmış gibi görünürdü,
Sararmış o kayıp sayfalarda.
Sessizliğinde yalnız aynaların,
Boğulan her yaprağında ağaçların,
çoğalan çığlıklarında,belki de hayatın,
Yansımam kalmamıştı,
İnan kalmamıştı,
O bildiğimi sandığım zamanlarda.
Yokum,yokmuşum gibi dedi şair....
Kalemi tutan kimdi?
Mektubu yazan kim?
Olmayan mektubu yırtamazdı,
ve koparamazdı, saçlarını
Özlediği o aşk adına.
Okyanuslara dalamam diye haykırdı.
Uykuyla uyanıklık arasında.
Yaşı geçgin ve bir zamanlar bir o kadar da genç bildiği
Şehrin vapurlarına
Seslendi sonra..
Gençliğini gördü.
Oturan, sıralarda.
Sırlarda....
Küpeştelerine geçti,dolandı
Kaptanla sarmaş dolaştı .
Gülüştüler...
Martılar hatırladı onu,
Simitlerini.
O ilk duru aşkı hatırladı,
O masum su.
Suya fısıldadı sırlarını...
Balıkların hepsi sarhoştu o akşam.
O ve kaptan.
Ve boşalmış o şehir vapuru.
Tüm gece,
Dalgalarla birlikte,
Adı istanbul olan o yabancı şehrin kıyısında
Tanıdık ve tanık olanlarla birlikte,
Şerefe kaldırdılar kadehlerini.
Anısı kalmış o son gençlik hevesinde
Takılı kalmış gözleriyle
Ağladı,ağlamıştı,ağlayacaktı...
Sevmişti, sevecekti...
Ve sonra anladı
Yalnızlığını...
Kanadı kırık iki kuş uçamazmış ?
Öyle demişti birileri..
Uçamazlarmış ? diye yeniden mırıldanırken,
Zaman uçsuz bucaksız derinliğine sakladı yaralarını..
10 Ekim 2009