Kıyısız Kentlerde Karaya Vuruyorum
iklimsizim!
güzden başka mevsim bilmedim
uğradığım ihanetler
sille gibi iner suratıma
çelik zırhlı demir ihanetlerle dövdüler yüreğimi
ihanet şarapnelleri ölümsüz izler bıraktı bedenimde
ömrüm irtifa kaybetti
ünitelerce sevgiye ihtiyacım varken
yine yalnız koyuldum
şimdi mahkumum yalnızlığa
ve de karanlığa...
ışıksızım!
şafak vaktine kavuşmayı özledim
monoton bir seremoni artık
gün batımı benim için
yalnızım!
ihanet edenlerin ardında
gidenlerin ardında kaldığımdan beri
yalnızım!bir başıma
gözyaşlarımla bir ben kaldım hep birilerinin ardında
içime dökülen kandan yaşlarımla
kırağılar düşerken güz ayazlarında üstüme
kimse sormadı halimi
bir başıma kalktım ayağa hep
ve şimdi yüreğim
geri dönüşsüz intiharlardan kaçıyor
kıyısız kentlerde karaya vuruyorum
ışıksızım!
içimin karanlığı...
güzümün üstünü örtüyor...