Konuşamayan Tik Taklar
Yağmur yağıyordu, çok üşüyordum,
Yine evde, yine odamda, yine camın önünde,
İçimdeki sesler ve ben, buğulanmış cama yazdıklarımla beraber,
Yalnızlık diyorduk hep bir ağızdan.
Yalnızlık yalnızlık.
Bu sesler bir saatin uzun ve bitmeyen tik takları gibi idi.
Tik taklar yükseliyordu yansımamdan.
Ben onlarmışım, onlarda ben.
Tik taklar sustu, içimdekiler yükselmeye başladı.
Sesler yavaş yavaş uzaklaştı benden,
Dedim ki , hayat bu işte bir sen iki tik tak, iki tik tak bir sen,
Bazen sıkıcı, bazen renkli.
Yalnızlığımı düğümlediğim anda yanımda bir kitap belirdi.
Kitapları sevmeyen ben, bu yalnız ben bu kitapta hayat buldu.
Gözyaşlarını ve söyleyemediklerini Veronica'nın üzerine akıttı.
Veronica...
Sevgisi ile yılanları dize getiren güzel bir kız, ama hayattan sıkılıp,
Kendini intihara sürükleyen de.
Karmaşık, yalnız ve tutsak.
Her gün öleceğini sanıp,
Hayatını dolu dolu geçirende.
Ben, o olmak istedim, onun gibi ölmek de
Yapamadıklarımı yapmak, söylemek istediklerimi söylemek,
Kalbime vurulan zincirleri son defa kaldırmak istedim.
Son defa.