Leyla...
Bir kervan yan kayıyor
İpek bir mendile sinen mecradan
Savrulmamış fısıltılara firavunlar koşuyor
Ören yerlerinden yayılmazken ötelere bu devran susuyor
Yeni bir mekân aralıyor ucu tunçtan
Dudaklarımda tuz arayan Arşipel ıslak
Deltasından kaldırıyor gemileri sudaki anaforlar
Sivri ucunu maviye batırır amforalar
Dip teraslarına hüzün saplar
En çokta kendi bedeninin duvarına
Vurdukça rüzgâr
Bıraktık kendimizi
Hasrete ümit
Suskudaki içerme yaylanır kaşlardan ahı akmaz deryalara
Bir balıkçı eğilir gamla
Topladığı ağlardan çile damlar suya
-uykularımdan çekilir ibrişimdir rüya-
Kurudukça yıka ıslandıkça ağla bulutlarla
-sudaki Leyla-
Aramıza giren sahra
Hiçbirine benzemez
-çöllerde çarpar kanından sonra-
Umutla sayıklayan el aşktan çoktur
-çek vur beni hançerin sızısı yoktur Leyla-
Kamaştıkça gözlerim suya gümüş işlenir
Sen baksan ne yazar medusa
Büyülemez saçların
Kalbimde bağdaş kurmuş tanrılar
Leyla olmuş şaraptan dualar
O kabrin uzak ağaçları arasında güneşsiz
Ve hala âşıkların mezarında çimenler yeşeriyorsa yeminsiz
Bu toprak, bu su aşk mabedimdir
Leyla
Leyla...