Mam
This poem was selected as the poem of the day on 24.03.2017.
"Ne zaman yemin ettim ki ben bir daha yazmamaya ..."
havada süzülen taşın ıslığı duyulmaz olunca artık
ve tükenince bas bariton bir sesin ciğerlerindeki son nefesi
-ki ondan üflenmiş sesimin rengi, her sözcükte acıtır içimi-
ve avuç içlerindeki çizgiler dokunmadıkça ölüm ağrılı gözyaşlarına
acıyla acımak ve büyütmek gibi
içe akan denizlerin bir omuza ihtiyacı yoktur sevgili
tenimden sıyırdığım tüm kara parçalarını
adımımı hiç atmadığım o çölü,
büyük bir okyanusla söndürdüğüm yangınımı
ve yalnızlığımın bekaretini büyük bir çığlıkla bozan çok omuzlu bir yolculukta
çamurlu ayakkabılarıma gömdüm
oysa, hep bendim yarım pişirilen o çamur
tüm yeminleri bozan hep bendim
alın çizgilerinin keskinliğinde, hafif uzamış sakalı
kemiklerini örten derisiyle
yüzümü yüzüne gömdüm.
Havva'ya kavuşan Ademin mutluluğu vardı gözlerinde
içimden mermerin soğukluğuna damlayan bir şeyler vardı
orada kendimi gördüm
ve ben bu cümleyle onunla öldüm
selasını işitmediğim tükenmiş bir kader
sonunu asla getiremeyeceğim bu şiir
ve türkçesi bozuk bir dilin anlattıklarından geriye
imlası bozuk ellerimin yazdıklarıyla sakladım yaramı
sakladım, yaramı yaralaştıran
ama esasen, tamamen senin yaran olan -beni-
sakladım kendimi senin içinde,
sen de sakla beni kendi içinde
giz olalım ikimiz aynı yaranın içinde
ve iyi edelim ikimizi, yarım pişirilmiş çamurlarımızın içinde...
...