Mangal Yürekli
sen şehir...
sen eski arkadaşsın
hüznüme öfkeme koşul...
her günümsün...
ben şehir,
çırpındığını gördüm senin.
çığlıktır sükunun martı gırtlağında.
sarhoş narasında,
bir sokak çocuğunun acı haykırışında.
sur diplerindeki yıkıntılardan yükselir heybetin.
çerçevesiz camsız çatısız evlerin çağırır sefaya.
bir yenileşme gelişme benzeşme tutturdular ya
gel şehir... beraber direnelim.
çalınmışlığa satılmışlığa ve ruh yoksunluğuna.
bir çöp konteynırı konulmayan sokaklarında
her sabah, yol ortasına dek
köpeklerin tarafından sürüklenmiş
didilmiş deşilmiş
çöp torbaları selamlar bizi.
lamban yanmaz,ihbar etsek
birkaç gece titrer aydınlığı
kararsız...yanar ama söner sonunda.
şehir...son otobüsünü yakalamak için koşuşurken...
itiş kakış halk ekmek kuyruklarında...
memurlarının işçilerinin asık suratlarında...
her an darpla gaspla yürünen köprü altlarında...
başımı gökdelenlere çevirmeden
üç egzozlu arabalarının sesine kulak vermeden
sevebilmektir seni sevebilmek.
mangal gibi yürek istersin sen.
ve o yürekte kürek kürek dert.
bu şiir gerçek İstanbul u anlatır.nasırlı eller adına, nasırlı yüreklere yazılmıştır.
fakir ve fukara kürsüler dışında alınmadığı için ağızlara.