Mankurt
Acı kahve tadında dudaklarım
Kalbim karanlık telve...
Üzerimi örten Eylül
Bir yanımı ısıtıp,diğerini üşütürken,
Karmakarışık bir duyguyla
Sesleniyorum
Benden hızla uzaklaşan anılarıma
?Son bir kez
Dokunabilir miyim size? diye
Aynada suretsiz aksim
Tanımasa da beni,
Elimi tutsam
Dokunsam tenime
Isınacak yüreğim
Dağılacak kara telvesi
Ah ! O kadar uzağım ki kendime.
Bir labirentin sonunda benliğim
Ürkek !
Bir sürü ben sesleniyor içimde
?Devam et,geri dön ,orada kal?
Bana engel kendim/ler
Yolumda bir yığın diken
Cin emaneti, vücuduma ters ayaklarımla
Attığım her adımda
Utkum uzaklaşırken biraz daha
İçimdeki inatçı ben
Haykırıyor
/Sakın vazgeçme
Bir ana gibi sarıp sarmala
Affet isyan eden senleri
Bir umut boyu yakınsın kendine
Gülümse! /
Eylül'ün son dokunuşu
Okşarken tüm bedenimi
Ben,kendim ve benliğim
Soluk güneşi kucakladık sevinçle
Gün daha aydın
Güz daha az acıtıyor
Beraberken,
El ele.
28 Eylül 2009
*Eski zamanda Orta Asya'da Juan Juan'lar "Deri geçirme işkencesi" ile tutsakların hafızasını tamamen yitirmesine neden olur, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan bir MANKURT yani geçmişini bilmeyen,daha önceden kim olduğunu bilmeyen bir köle yaparlarmış.Bu kişiler tamamen benliğinden uzak,kim olduğunu bilmeden yaşarlarmış. (Şiir,Cengiz Aytmatov- Gün Uzar Yüzyıl Olur eserinde bahsedilen Mankurt hikayesinden esinenerek yazılmıştır.Ayrıca Mankurtizm bu eserden sonra sosyo psikolijik terminolojide yerini almıştır )