Marmara
This poem was selected as the poem of the day on 28.11.2022.
Dün,geçmiş zaman evvelinde
Yatılı okuduğun okula uğradım
Hülya,Gülüfer,sen
tebeşir tozuna bulanmış bir çığlıkla
O gri koridorları inim inim inletiyordunuz
Kızıl akşamların ele avuca sığmaz neşesi ile
Öylece bakakaldım
yattığın odaya
O an içimde
Ne İzmir
Ne Bursa
Bir zeytin tanesi kalmıştı
demir tabağında
Bir lokma ekmek
küçücük yüreğin kadar
mis gibi Marmara vardı damağımda
Tebeşir tozuna
Mürekkep banıp
İçtik kahveyi
avukatla
Saat 20:05
Ucundayım yarı uyanık ölümlerin
Nereden soktuysan aklıma Yeşil Çınar dibinde mezarımı kazıyorum
Toprak ve Deniz
ne zaman rüzgar kokar?
Seyre dalıp izlediğin filmlerin
En meşhur kahramanı
Mavi gözlü adam
nasıl ağladıysa
bir iç savaş hüznü ile
Yitip giden sevdasına
Ben onca zaman
Kalın puntolu ünlem ile
kesmiştim bileğimi
Çok ağlamıştım
Bir yitik esrik gözlü yaşamı
Taş katı yüreğimde
Derisi incelmiş ellerimle
İmliyordum
"Nedene" bağlamıştım
en dibinde yaşamın
ve biteviye alışmaya çalışıyordum yokluğuna
Bunca satırdan sonra
sana cezaevine gelen mektuplardan birini okumak isterdim
Belki sakladın
belki de hiç bilmediğin anımsamadığın bir kuytuda
uyuyor
bilmiyorum
Sabrım
O kıvılcım hissini
anlama isteği
Bunu bana çok görme sakın!
Dedim ya
Benimkisi iyi satır
dizme telaşı işte
Yeni dönencenin
Hazan mevsiminde
Enlemesine yağsın yağmurlar
Rüzgar
Savursun seni
Milyon ton şu okyanusa.