Mavi Elbiseli Kumral Kız
iki simit bir bardak çay gibi;
sabahın erken saatinde vapurun en arka sırasında karnımı doyuran ve;
buz gibi rüzgarda sıcacık...
parça parça düşen susamlar arasında kaybolmus bir parça şeker ve;
tuzlu hayatımda tatlı...
uzak diyarlarda yeldeğirmeninin önündeki laleler gibi;
renk körü gözlerimde rengarenk...
işte böylesin sen!
mavi elbiseli kumral kız... !
eski bir gramofonda çalan şarkının ilk notaları gibi ;
yorgun kalp atışlarımda hızlı ...
dünden bugüne taşıdığım umutlarımsın sen;
bembeyaz bulutlarından yağan kar tanelerim gibi...
işte böylesin sen
mavi elbiseli kumral kız...!
keman sesleri arasında kaybolan çığlığım gibi,
sessiz bir nisan akşamında fırtınamsın benim ve;
çocuk hayatımda korkmadığım tek gökgürültülü gün gibi heybetli...
işte böylesin sen!
mavi elbiseli kumral kız...!
suya hasret kurumuş ülkemde;
bir bahar sabahı dağlarımda açan papatyalarım gibisin;
masmavi havanda sapsarı ve bembeyaz harmoni ve;
kirli atmosferimde mis kokulu...
işte böylesin sen!
mavi elbiseli kumral kız...!
ufak bir çocuğun elindeki kırılmış oyuncağı gibi ve;
yaramaz hayatımda afacan...
süzülen göz yaşlarım arasında beliren kahkahalarımsın,
bir bayram arefesi soğuk bir terminalde sevdiklerimi bekleyişim gibi...
işte böylesin sen!
mavi elbiseli kumral kız...!