Maviye Çalan Pembe Eylül Çıkmazı
sebepsiz kayboluşların ardından bulduğum tek çıkıştı;
seninle girdiğim o,maviye çalan pembe eylül çıkmazı...
kör bir insanın görmeye başladığı anda gördüğü kişiyi tanıması gibiydi;
kerpiç evlerin damlarından düşmekten yorulmuş,
hep kan kırmızısına bürünmüş bir bedene ait gözlerin;
pembe ve maviyi ayırt edebilmesi...
şaşkın karanlıklarda yürürken pembeyi,maviyi ayırt edeceğini,
bir gün çıkmayacak yolların çıkacağını umabilmeyi bilmesi kadar güzeldi;
o maviye çalan pembe eylül çıkmazı..
seni bana çalan bir hayat gibi..
bıkmıştı gözlerim seni benden çalan karanlık çıkmazlardan..
bıkmıştı yürümekten ayaklarım sana getirmeyen yolları aşmaktan..
seni hep derinlerinde yaşamaktan bıkmıştı yüreğim..
uçurumuın tek kalan dalına,
onu koparıp hançer diye kalbime saplamak için uzanmıştım..
meğer seni çok uzaklarda aramıştım...
bir uçurum kadar yakınmış o,maviye çalan pembe eylül çıkmazı..
düşmekten korktuğum o uçurumun kıyılarından atlamak çoktan farz olurdu;
seni orada bulacağımı bilseydim..
sensiz yaşadığım sünnetten gelecek sevabı istemezdi dirim..
ey maviye çalan pembe eylül çıkmazında bulduğum cennetim..
yalvarırım hiçbir cehenneme çıkmasın bu çıkmaz!!