Müsade Etmeliydim Polislerin Seni Sevmemi Engellemesine
This poem was selected as the poem of the day on 27.05.2010.
Yüzümde bir atlıkarınca
söyleyemiyor son cümlesini, bekliyorsunuz biliyorum
tüm iyi adamların birkaç şiir katletmeye vakti vardır
sarılmalarımız birkaç asır sürecek olsa diyorum
dakik olmayan ayrılıkları ağırlamadan önce sevgilimin dudakları
her şarkının bitmek gibi bir acelesi vardır
ben de zaten bir intihara yetişeceğim,
reflekslerim bana sormadan "Görüşürüz. Yani umarım." dedirtecek
yani şehirden taşınıp bir intihara yerleşeceğim
sen zaten bulanıklaşacaksın sevgilim
sen zaten bulanıklaşmış bir aşkın
son hayatta kalan kahramanını bıçaklayacaksın.
Yüzümde bir atlıkarınca
ilaçlarımızı vermiyor eczane, kusamıyoruz hiçbir cenazeyi
ölümler bana ilgi çekici gelmiyor
mezar açmak için saatlerce kazıyorum umutlarımı
mezarlar hep çabucak kapanıyor
yavaş yavaş yıkılması da ne kötü hayatın
insan niye bekliyor kendi enkazından bir ruh çıkartılmasını?
dualar biliyorum tenimle toprak arasında dikiş izleri
dualar sırılsıklam düşünce, düşünceler acelece giyinilmiş
işkence kokuyor
insan kendini asmayı nereden öğrendi sanıyorsunuz görüntünün akisinde
yüzümde bir atlıkarınca
harfleri yanlış yazıyoruz, harfleri yanlış örgütlenmiş birer cümle...
sevişmek istiyoruz göz göze geldikçe
insan kendisiyle neden konuşmaz bir aynada, evet bunu soruyorum
sorular cevapların müttefiki olmalı, evet bunu anlatıyorum
kıyafetler saklıyorlar gerçekleri, anlamıyorsunuz
soyunmalıyız diyorum, soyunmalıyız anlamıyorsunuz
kabuklarını kaldırıyorlar, soruyorlar, soyuyorlar derini
derinliği yanlış hesaplanmış bir nefes alıyorum
derinliğe çimento boşaltan bir kahkaha atıyor sevgilim
kadınlar bacak bacak üstüne, erkekler sigarayı sigarayla öldürüyor
sigara umurlarında değil, sigara buradaki bağlaç sadece
öfkeyle merakı ilmikliyor,
çünkü merak ediyoruz göz göze gelemedikçe
hayaller kepeklenmiş, oynama, dağıtma saçlarımı!
yüzümde yorulmuş bir çocuk parkının son kullanılmamış jetonları
biri gerçekleri silkelemeli...
şu şampuan aşka iyi geliyormuş diyorlar
şu şarap bardağını alırsak ekstra puan kazanıyormuşuz
ekstra puanlarımızla ekstra şarap bardakları alabiliyormuşuz
marketler bizi seviyorlar,
dedikodular sessizlikten hızlı yayılıyor
Betimlemeler unutkan, darmadağın uğultular, 'Hoş geldiniz!' diyor
loş ve sahipsiz bir karabasan
Bir acının bir acıya kankardeşiymişim
Jilet bulun, bu bir emirdir! (jilet bulundurmalı ilk yardım dolaplarında
cümleler bulundurmalı özenle kurulmuş, prezervatif cümleler)
bu bir şiirdir, bu bir ihanet molası kaçırdığımız otobüs
korkuyoruz birbirimize iyi bir şey söylersek, biraz dinlersek; herkes yaralanır
gidiyoruz kepenkler kapanıyor
yalnızlık rimel gibi akıyor suskunluğun gözünden
yüzümde bir atlıkarınca
sökememiş kurulamamış cümleleri okumayı, aceleniz var görüyorum
iyi adamlar bir şiir nasıl ihbar edilir iyi bilir
biraz daha sarılmalı gitmeden önce buralardan
ya da gidiyor gibi yapmalı imgeleri unutup
imgeler zaten bizi unutacaklar
biz bizi zaten unutacağız
siz bizi zaten...
Zaten sevgilim kendini hatırlatıp duracak
bir kağıt düşlesem bir ömür boyutunda, sadece özlerim yazacağım
özlerim ama sadece kağıtların sayısı artacak, ben azalacağım
sonra iğneler inecekler bedenimin bodrum katına
orada biraz ilizyon, biraz diksiyonu bozuk kimyasal maddeler
zayıflıyorum sevgilim rüzgar estikçe
içiyorum güzelleşmiyor hiçbir şey
içiyorum güzelleşirsek ihanet etmiş oluruz geceye
geceler seni bilmiyorlar anlatıyorum
anlatırsam imkansız gelecek işaret sıfatlarının seni beni anlatıyor olması
beni sana anlatıyor olması inandırıcı değil hiçbir şarkının
dudaklarını arıyorum en çok rüyadan önce
uyansam diyorum
uyanırsam gece kanar elbette
ama ne yapayım özlüyorum kanamam durmuyor
kanamam dursa şiirler bekliyor klavyenin rahminde
iklimler değişken
yüzümde çocuklar taş atıp kaçıyorlar özlemine
hüzünler değişken
inatlar değişken
niçin öpüşüyoruz bilmiyorum ayrılırken.
yüzümde bir atlıkarınca
nişan almayı öğrenememiş bir tabanca
aynada kendimi vurup duruyorum.