Nar-i Şems
// Fırtınalı denizde dalga yaratmak daha kolaydır.
Su partikülleri esen rüzgarın etkisiyle yukarı hareket eder ve düşerken de köpüklenir..
Peki ya rüzgarı olmasa şairin, nereden dalga yaratsın ki.. //
Sendelediği bir anda acısına aldırmadan toparlanmış yeniden küçük kız,
Dik durmaya çalışsa da tekrar düşüp kalmış ansızın.
Buz kırağı düşmüş mum kokulu çiçeklerine,
Saçlarının siyahını solgun beyazlara savurmuş.
Gecenin karasını gömlek niyetine üzerine geçirmiş puslu bir gecede,
Işığın elleri kavramış incecik bileklerinden.
Yüzünü ellerinin arasına alıp, ışığından sürmüş solgun yanaklarına.
Ürkek yalnızlıklar perisi gibi efsunlu düşlerden uyan artık diyerek
Üzerine serpiştirmiş parlayan nefesini.
Sen ne kadar maviye umut desen de,
Cılız bir ışık senin mavide gördüğün.
Bil ki ciğerlerinden taşan nefesinle üflemedikçe,
Harlanmayacak hiçbir ateş
Ve sen alevlere katık etmedikçe kendini
Değişmeyecek coğrafyanın yazgısı.
Hazanı nevbahara çevirmek gerek o halde,
Bilinen tüm gerçekleri ters-düz edercesine..
Hikayenin tüm sokakları tek tek arşınlanıp,
Baştan başa sürgün verecek fidanlar dikilmeli.
Hem kim tutabilir ki yüreğini filizlendirip,
Başka bir toprakta çoğaltmak isteyeni..
O gün bugündür nar-ı şems yanmaktaymış küçük kızın nazenin bedeninde...
ve devrimleri auroraları doğuracakmış soğuk kutup gecelerinde..