Nefs-i Müdafa
Aşka, bir dokunuş kalayı vurmaya hazırlanıyordu saat ,
Ben hazırlıksızdım her zamanki gibi .
Ne beyazlarımı giymiştim ,
Ne son duamı etmiştim...
Bit pazarında ,
Binbir yaşanmıslığın arasında bulduğum ,
Hangi duvarıma daha çok yakışacağını bilemediğim ,
Yuvasız , guguk kuşlu saatim telaştaydı . .
Tüm bültenler , yaklaşan fırtınayı geçiyorlardı son dakika ,
Sekiz sutuna manşet basılmıştı ; dayanan zelzele kapıya ,
Beş kollu şamdanimda , mumlar iç çekiyorlardı .
Sigaram izmarite dönmüş ,
Kahvemin telvesi buruktu tadında ...
Korku dağları sarmıştı üstelik ,
Titrek kelimeler ; itirazın hakkını veremiyordu ,
Tabure , darağacına yanaşmış ,
Cellat gözümün içine bakıyor ,
Son dileğimi bile sormuyordu ...
Ne acelesi vardı bilmem ;
Şahadete izin vermiyordu .
Bir infaz sahnesine hazırlanıyordu caddeler ,
Konvoylar kurulmuş ,
Şehir çiçekler giyinmişti .
Sokak lambaları ,pervaneleri davet etmiş ,
Bir fener alayı ki ; pür neşe ,
Yıldızlar bile , seyre gelmişti...
Guguk kuşu başını çıkarttı ;
Darağacı ve ben .
Baktık öylece birbirimize ...
Öncesi sukut , sonrası kan revan...
Aşk ; sokak ortasında , serseri bir mutluluk kurşunu ile vurulmaktı ,
Benim yaptığımsa nefs-i müdafa ...